Trigeminal Nevralji Ağrı ve Tedavi Süreci
23 Aralık 2025 Yazarı yhackup 0

Trigeminal Nevralji Ağrı ve Tedavi Süreci

Bu satırları okurken hissettiklerimi tam anlamıyla kavrayabilmeniz için, bu rahatsızlığı ya bizzat yaşamış olmanız ya da çok yakınınızda birinin buna şahitlik etmesi gerekir. Öyle korkunç ve tahammül edilmesi güç bir tecrübe ki, en büyük düşmanımın bile yaşamasını istemem.

Her şey, yaklaşık 7-8 ay önce rutin bir diş temizliği için diş hekimine gitmemle başladı. Temizlik sırasında doktorum, sağ köpek dişimde bir çürük fark ettiğini ve müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. O ana kadar hiçbir ağrım ya da sızım yoktu ama tedbir amaçlı “tamam” dedim. Oldukça yüzeysel, diş renginde basit bir dolgu işlemi yapıldı. Doktorum işlem sonrası biraz hassasiyet olabileceğini, ancak bu durum 6 aydan uzun sürerse tekrar gelmem gerektiğini belirtti.

Genel olarak yeme içmede ciddi bir sorun yaşamasam da, çok soğuk bir içecek o dişe temas ettiğinde ince bir sızı hissediyordum. Kontrol için tekrar gittiğimde röntgen çekildi ancak hiçbir sorun görülmedi. “Yüzeysel bir çürükmüş, normaldir” denilince ben de üstelemedim.

Ancak iki ay sonra geceleri uykusuzluk baş gösterdi. Yatakta dönüp duruyor, uykum gelmiyordu. Son iki gün ise, uyuyabildiğim kısıtlı zamanlarda dişlerimi o kadar sıkıyordum ki sabahları ciddi bir çene ağrısı ile uyanır oldum.

Ve beklenen son… O diş ağrısı sağ çenemde hızla yükselmeye başladı. Başta yine soğuk hassasiyetidir sandım ama geçmeyince basit bir ağrı kesici aldım. İki saat geçti, ağrıda azalma değil artış vardı. Daha güçlü ağrı kesiciler (Arveles, Aprolfort vb.) aldım, böbreklerime zarar verme pahasına iki saatte bir ilaç içtim ama bana mısın demedi. Normalde bir diş ağrısını ağrı kesiciyle atlatıp sabahı edebilirdim ama bu bambaşkaydı.

Gece saat 12 olduğunda artık dayanacak gücüm kalmadı ve nöbetçi diş kliniğine gittim. Doktor inceledi ve dişlerimde hiçbir sorun olmadığını söyledi. “Gece dişlerini çok mu sıkıyorsun?” diye sordu. “Evet” cevabını verince, “Senin bir Nöroloğa gitmen lazım, bu durum Trigeminal Nevralji olabilir” dedi. O an acıdan bu teşhisin ne anlama geldiğini pek idrak edememiştim.

Araya hafta sonu girdiği için doktora ulaşmam imkansızdı ve benim için kabus dolu saatler başladı. Ağrı diş ağrısı boyutunu çoktan geçmiş, beni baygınlık geçirecek seviyeye getirmişti. Acı vurduğu zaman tek çarem buzlu su içmekti. Dişim sızlayınca, o asıl büyük ağrı bir dakikalığına kayboluyordu. O 3-5 saniyelik boşlukta suyu tekrar ağzıma götüremezsem, acıdan elim ayağım titriyordu.

Size bu ağrıyı hiç abartmadan tarif etmeye çalışayım. Ben trafik kazası geçirdim, aktif motosiklet kullanıcısıyım ve defalarca düştüm, dişime kanal tedavisi de yapıldı. Yani fiziksel travmalara ve acıya yabancı biri değilim. Ancak ömrümde böyle bir ağrı ne gördüm ne de yaşayanı duydum. Tıbbi literatürde kanser ağrılarından sonra en şiddetli ikinci ağrı türü olarak geçiyormuş. Halk arasında bu nadir hastalığa neden “delirten hastalık” dendiğini yaşayınca anladım.

Sanki birisi eline bıçağı almış, alt çeneme saplayıp sağa sola kanırtıyor, sonra çenem ile kulak memem arasındaki bölgeye sokup çeviriyor gibiydi. Çenemden yanaklarıma ve şakağıma doğru yayılan şimşekler çakıyordu beynimde. İnsan o acıyı iki dakika hissetmemek için kafasını duvarlara vurmak, kendini yumruklamak istiyor. İnanın, kendi dişimin sızlamasına ve o soğuk suyun verdiği o bir dakikalık geçici rahatlamaya şükreder hale gelmiştim. Bunu yapamayan hastalar ne çekiyor, düşünmek bile istemiyorum.

Cuma, Cumartesi ve Pazar günü ağzıma tek lokma koymadan, hiç uyumadan, sadece buzlu su ile ayakta kaldım. Bu üç günün her dakikasını hatırlıyorum. En son Pazar akşamı eşimin zoruyla, elimde su şişeleriyle acile gittim. Durumu anlattım; iğneler, en güçlü serumlar (Contramal vb.) yapıldı ama ağrıda gram düşüş olmadı. Acil doktoru “Bazen oksijen işe yarar” diyerek oksijen verdi, o da nafile. En sonunda o da, “Sendeki kesin Trigeminal Nevralji, nöropatik ağrı kesici olmadan bu ağrı dinmez, onu da ancak nörolog yazar” dedi.

Pazartesi sabahı, nöroloji doktoru gelene kadar hastane koridorlarındaki otomattan aldığım buz gibi sularla idare ettim. Doktor muayene etti, bazı yüz mimiklerimi kontrol etti. Diş hekiminin şüphesini ilettiğimde kan tahlili istedi ve beni hastanenin psikoloğuna yönlendirdi. Psikolog ile görüşmemizden sonra hem uyku düzenim için hem de nöropatik ağrılar için ilaçlar yazıldı. Ayrıca Nörolog, oldukça yakıcı ve ağrılı bir multivitamin iğne tedavisine başladı.

O gün boyunca ağrı devam etti. Eşimin söylediğine göre gece saat 03.00 sularında, ilaçların etkisiyle oturduğum yerde sızıp kalmışım.

Şimdi ise ilaçlara başlayalı tam 7 gün geçti. İlk 3 gün keskin ağrı geçse de, çenemin içinde sanki bir şeyler geziyormuş gibi tuhaf bir his devam etti. 4. günden sonra her gün biraz daha hafifleyerek azaldı. Hala sağ çenemde, tutulmuş bir kasın gerginliğine benzer bir his var ama o korkunç ağrı dindi.

Ayın 12’sinde başlayan bu kabus, 15’inde ilaçlara başlamamla hafifledi ve 18’i itibarıyla işe dönecek seviyeye geldim. Bugün 21. gün ve tedavime devam ediyorum.

Ben normalde canı tatlı biri değilimdir; başım, belim ağrıdığında bile vücudum bağışıklık kazanmasın diye ilaç almaktan kaçınırım. Ancak hayatımda ilk defa, bir hastalığın tekrar etme ihtimalinden bu denli korkuyorum.

Harika, bu detay çok önemli. Durumunuzun doğrudan “diş sıkma (bruksizm)” kaynaklı travmatik boyutunu vurgulayan, yine herkesin anlayabileceği dilde revize edilmiş paragraf aşağıdadır.

Bu paragrafı, makaledeki eski tanım paragrafının yerine koyabilirsiniz:


Peki, nedir bu adı sanı duyulmamış ama insanı hayattan bezdiren Trigeminal Nevralji? En basit tabiriyle; yüzümüzdeki hisleri (dokunma, sıcaklık, ağrı) beyne taşıyan ana sinir hattının hasar görüp ‘kısa devre’ yapmasıdır. Benim yaşadığım örnekte olduğu gibi; geceleri farkında olmadan dişleri aşırı şiddette sıkarak, çene kaslarında ve ekleminde tonlarca ağırlığa eşdeğer bir basınç oluşturup o hassas siniri ezip zedelediğimiz için beyne ‘şiddetli bir elektrik çarpması’ , ‘Diş Çürümesi’ veya ‘bıçak saplanması’ olarak hatalı iletmeye başlamış Yani ortada görünen açık bir yara olmasa da, kendi dişlerimi sıkarak travmaya uğrattığım sinir, beyne vücudun en şiddetli ağrı sinyallerini gönderiyor. Umarım ilaç tedavisi ile kurtuluruz.. Aksi halde bir takım cerrahi müdahalelilerde bulunuluyormuş…

Yüzde 3 Ana hat varmış , V1, V2, V3 bendeki sorun V3 kanalında meydana geldi. Sadece bir kanalda yaşanması umut verici kimisinde 2 ve 3te veya tamamında da oluyormuş.

Trigeminal Nevralji Ağrı ve Tedavi Süreci

Böyle durumlar ise genelde bir damarın sinire baskı yapmasından dolayı olabiliyormuş. Kulak arkasından beyin sapına girip ilgili damar ile sinir arasına bir tampon koyuluyormuş.

Trigeminal Nevralji Ağrı ve Tedavi Süreci

Benim açımdan bu kâbusun içindeki en büyük şansım, mesleki tecrübesi yüksek ve dikkatli bir diş hekimine denk gelmekti. Aksi takdirde başıma gelebilecekleri düşünmek bile istemiyorum. Biraz araştırma yapınca dehşetle gördüm ki; bu ağrının kaynağını bulamayıp alt çenesindeki tüm sağlam dişlerini çektiren hastalar var.

Mekanizma çok yanıltıcı; çünkü baskı altındaki sinir doğrudan diş köklerine bağlı olduğu için, beyin bu sinyali ısrarla ‘diş ağrısı’ olarak algılıyor. İnsanlar o dayanılmaz acıdan kurtulmak umuduyla sapasağlam dişlerini birer birer çektiriyor, ancak ağrı dinmeyince en sonunda çareyi nörologda arıyorlar. Beni bu geri dönüşü olmayan yola girmekten kurtaran ve doğru yönlendirmeyle teşhisi erkenden koyan hekimime çok şey borçluyum.

İşte böyle neler var bilmediğimiz insanlar ne acılar çekiyor. Sağlığınızın kıymetini bilin..

Sağlıcakla kalın…